PMS SENDROMU NEDİR ? BU DÖNEMDE EGZERSİZ VE BESLENME NASIL OLMALI.

PMS SENDROMU NEDİR ? BU DÖNEMDE EGZERSİZ VE BESLENME NASIL OLMALI.

Vücutta östrojen ve progesteron hormonu belli bir dengede salgılanırken eğer dengesiz salgılanma meydana gelirse, yani bazen östrojen fazla, progesteron az salgılanırsa ya da tam tersi olursa bu sefer vücutta bu hormonların yaptığı bazı yan etkiler oluşur. Özellikle bu adet öncesinde vücutta ciddi bir gerginlik olarak ortaya çıkar. Buna da pms sendromu denilir. 


Bu bir hastalık değil, bir sendrom, bir tablo bütünü demektir. Dünyada 150 den fazla şikayet olduğu bildirilmiştir. Bazı kadınlarda bunlardan bir tanesi gözükürken, bazı kadınlarda daha çoğuda gözükebilir. En çok gözüken vücutta gerginlik olması, sinirlilik, bazen depresyon, ödem, vücudun su tutmaya başlaması, iştah artması, duygusal olarak dalgalanmalar görülebilir vücutta.

Bu bir kadının doğurganlığının büyük bir ihtimalle devam ettiğine, doğurma kapasitesinin olabildiğine bir işarettir. Yani sağlıklı bir süreçtir. Aslında bu konu çok geniş bir konu. Üzerinde saatlerce konuşulabilir. 

Bu dönemde ki iş gücü kaybı ABD' de hesaplanmış. Sadece psikolojik sebeplerle bir kadının iyi çalışmamasından dolayı oluşan iş gücü kaybının milyarlarca dolara yaklaştığı biliniyor. Çok basite alınabilecek bir sendrom değildir. Çünkü bazı kadınlarda o kadar aşırı depresyon olabilirki mutlaka kontrol altına alınması gerekebilir. Bazen bir tedavi gerekli olabilir. Çünkü bunu yapmadığınız zaman sadece iş gücü kaybı değil, bütün sosyal hayatı etkilenecektir.

Bu zaman adet öncesindeki 7-8 gün öncesinden başlayıp adetin ilk 1-2 gününe kadar devam edebilmektedir. Bu aslında 8-9 günü kapsayabilen bir durum. Buna 1 ay içinde bakacak olursak nerdeyse % 20-25 i. Ciddi bir zaman.

Burada da tabii ki yapılabilecek yaklaşım biçimleri var. Tedavi yöntemlerinin bir kısmı bazı ilaç tedavileri ama bunlardan bazıları gerekli olabilir. Şikayete göre davranmak burada çoğu zaman önemli. 

Ama bu dönemin gerginlik, ödem dışında birde ağrı ile ilgili olan bölümü var. Adet kanı bir şekilde incecik bir kanaldan geçerekten dışarıya atılıyor ve rahim eğer birazcık kan pıhtılaşmışsa o pıhtıyı o kanaldan geçirebilmek için çok daha fazla kasılmak zorunda kalıyor. Kasıldıkça bu sefer ciddi ağrılar söz konusu olabiliyor. Bu kadından kadına göre değişebilir. Süresi uzayabilir. Ağrıların şiddeti değişebilir. Ve bu dönem içerisinde sosyal hayat inanılmaz derecede etkilenebilir. Belli bir tedavi uygulamadığınız zaman bir kadın veya genç kızın, 18 yaşından önceki genç bir kızın hiç çalışamadığı hatta sancıdan bayılabileceği halk arasında duyduğumuz hikayelerden. Böyle durumlarda tedavi etmek gerekiyor. Eğer adet sancısı olarak bakarsak yapılabilecek değişik tedaviler var. Bunlardan en basiti ağrı kesici kullanmak. Bu ilaçların adet sancısı başlamadan 1 - 2 gün öncesinden kullanılmaya başlanılması lazım. Minoset, buskapon gibi ağrı kesiciler yeterli olmayabilir. Daha kuvvetli ağrı kesiciler faydalı olabilir. Bazen kanın daha sulanmasını sağlayan aspirin türevi ilaçlar daha faydalı olabiliyor. Ama bu tedaviler herkesten herkese farklılıklar gösterebiliyor. Yani tek bir tedavi yöntemi yanlış olabilir.

Dünyada en çok kullanılan ve etkili olan yöntemlerden birisi doğum kontrol hapı. Bir siklus öncesinde kullanılmaya başlayan doğum kontrol hapları adet dönemlerinin hem daha az ağrılı hemde daha az kanamalı geçmesini sağlıyor. Bu dönemde yapılan egzersizler çok faydalı. Alkol kafein gibi maddeler ağrının daha şiddetli hissedilmesini sağlayabiliyor. O yüzden beslenmede küçük ip uçları bu sancıların daha az hissedilmesini sağlayabilir. Eğer bunlarla geçmezse, o bölgenin ısıtılması, çok ileriye gidilirse oradaki bölgenin lakroskopik denilen ameliyatla oraya giden sinirlerin kesilmesi gibi bir sürü tedavi yöntemleri var. Ameliyatla olan ciddi girişimleri bir kenara koyarsak öncesinde akapunkturdan, hemoterapiye kadar alternatif tıbbi yöntemler de söz konusu olabiliyor. Ama tabii ki vakayı doğru seçmek gerekiyor. Ve birazda deneme yanılma yöntemi yapılması doğru olabiliyor bu gibi durumlarda.

Tekrar pre sendroma dönersek bunun tam olarak neden kaynaklandığı bilinmiyor. Bazı kadınlarda ostrojen hormonunun daha az ve progestron hormonun daha fazla olması ya da bunun tam tersi bu durumu tetikleyebiliyor. Bazen prolaktin hormonu o dönemde yüksek, bazen de düşük çıkabiliyor. Yani hiç bir zaman tam bir denge yok. Buna bağlı olarakda bu dönemi sadece hormonal yöntemlerle tedavi etmeye kalkınca çok değişik sonuçlar ortaya çıkabiliyor. En çok yapılanda ostrojen fazla olduğu için progestoron hormonu fazla verilerek tedavi ediliyor. Halk arasında adet geciktirici olarak bilinen ilaçları bu dönemde kullanmak bazen çok güzel faydalar sağlayabiliyor. Bazen de tam tersi olabiliyor. Yani tek bir yaklaşım biçimi yok. 

Bu dönemde egzersiz ve beslenmenin önemi çok büyük.

İlk olarak egzersizden bahsetmem gerekirse; bildiğiniz gibi spor bu dünyada vücudumuzun kendi kendine endorfin dediğimiz doğal sakinleştirici, ağrı kesici ve mutluluk verici hormonların salgılanması için en güzel yöntemlerden birisi. Bu aslında hayatımızın her döneminde uygulamamız gereken birşey. Biliyorsunuz ağır bir spor yaptıktan sonra hafif yorgunlukla hissedilen o his işte endorfinin maximum olduğu döneme aittir. Bu endorfin aynı zamanda ağrı kesici özelliğede sahip olduğundan sancılı adet döneminde yapılan her türlü egzersiz, koşu olabilir, yürüyüş olabilir, ağırlık kaldırma olabilir, kesinlikle ağrının daha az hissedilmesine sebep olacaktır. Pre sendrom için konuşursak adet öncesi gerginliği bu dönemde de bir şekilde metabolizmayı arttırdığı için kesinlikle çok daha işe yarıyor. Onun için egzersiz şeklinin nasıl olduğunun bir önemi yok. Hayatımızın her döneminde önemli olan sporu bu dönemlerde yoğunlaştırmak ciddi fayda sağlayabiliyor.

Bir diğer önemli sıkıntıysa ödem olması, yani vücudun su tutması, her zaman olan pantalonların olmaması. Şişkinlik ve gaz şikayetleri, karın büyümesi, el ve ayakların şişmesi... Vs ilk günden sonra bu durum azalıyor ancak korkunç bir iştah ortaya çıkıyor. Bu da aslında kilo aldırıyormuş gibi düşünülüyor. Bu kadar kısa sürede yediğimiz şeylerin yağa dönüşmesi ve kalıcı olması pek mümkün değil. Asıl olan ödem. 

Peki ödemi kontrol edebilmek için neler yapabiliriz ? 

Diüretik ilaçlar ( idrar ve ödem söktürücü ) ilaçlar kullanılabilir. Ama bunlar tabii ki bir doktor kontrolünde ve aşırı ödemi olanlar için önerilebilir. En önemli yapılacak şey adet döneminin 1 hafta öncesinde tuzu kesinlikle azaltmak. Çünkü tuz ödemi arttıran konulardan bir tanesi. Ve bu dönemde ters bir mantıktan su tüketmek gerekiyor. Eğer bu sıvıyı tüketmezsek vücut susuz kaldığından tam tersine suyu tutmaya çalışıyor.

Ödeme bağlı kilo artışı bazen 1 - 1,5 kg yu buluyor. Bu endişe edilecek bir durum değil. Çünkü vücut bunu sonradan atıyor. Ve eski kilosuna geri dönüyor.

İştah artması konusuna gelince özellikle çikolata ve tuzlu gıdalara aş erme gibi aşırı bir istek duyulabiliyor. Burada yapılacak şey şu: karbonhidrat ve özellikle rafine şeker vücuda en zararlı maddelerden biri. Dünyada insan ömrünü azalttığı gerçekten ispatlanmış tek şey rafine şeker aslında. Bu dönemde şu veya bu şekilde iştah artsa bile azaltmak gerekiyor. 

Ne yapılabilir bu dönem için ? 

Az az ve sık beslenilebilir ve nispeten daha düşük ve kanda daha yavaş bir şekilde salgılanarak şekeri belli bir seviyede tutan yiyecekler yenebilir. Bunların içerisinde en çok bildiğimiz, badem, ceviz gibi kuruyemişler. Ama tabii ki çok yağlı besinler olduğu için bunlarıda belli ölçüde tüketmek gereklidir. Çikolata çok isteniyorsa burada kakao miktarı yüksek çikolatalar yenebilir. Az yağlı bir sütle faydalı ve dengeleyici bir besin. İştah artmalarının en önemli sebeplerinden biride magnezyumun azalması olduğu düşünülüyor. Yani bu dönemde magnezyum azalıyor. Bu yüzden ekstradan süt, çikolatayla birlikte magnezyum almakta iştaha iyi geliyor. Hem de aşırı düzeyde kalori almanızı engelliyor. Bazı besinlerde bu magnezyum oranı çok fazla. Mesela 

Muz
Avokado
Ay çiçek
Kabak çekirdeği
Fındık
Patlamış mısır
Patates
Portakal
Badem
Soya fasulye

Ayrıca bu gıdalar çokta şekere sahip olmayan gıdalar. 

Regli döneminde başlıca 3 şeyde eksiklik oluyor. 

Demir
Magnezyum
B6 vitamini

Kanama olduğu için vücutta demir kaybı oluyor. Demir takviyesi iyi olabilir. En çok bilinen ıspanaktır. Ama vücuta alınması çok çok zordur. Bu nedenle kilolarca Ispanak yemenin bir faydası yokdur.

Bir şekilde bu demir eksikliği vücutta yorgunluğa, halsizliğe, isteksizliğe, konsantrasyon güçlüğüne, hastalıklara karşı daha açık olmaya sebebiyet verebilir. Bu nedenle demiri yüksek gıdalardan beslenmek çok önemli. Demirin en fazla olduğu besin kırmızı et. Tavuk ve balık etinde de var ama yağsız kırmızı et tüketmek burada çok önemlidir. C vitaminide demir emilimini arttırdığı için c vitamini ile birlikte tüketilmesi ( portakal suyu,domates, maydanoz ) çok faydalı olacaktır. Çay demirin emilimini çok azalttığı için bu besinleri tükettikten sonra veya tüketmeden önce en az 1 - 1.5 saat boyunca çay tüketilmemesi önerilir. Yine pekmez, siyah üzümde demirden çok zengin besinlerdir. Diğer önemli besinlerden biride B6 vitamini. Özellikle gerginlik nedenlerinden birinin B6 düşüklüğünün olduğu gözlenmişdir. Bu nedenle B6 takviyeside çok yararlı denmektedir. Bunu ilaç olarak da alma imkanınız var. Ama bazı besinlerde bolca var. Mesela avokado, brokoli, havuç, muz, bazı soya ürünleri, balık, tavuk, bazı tahıllarda da yüksek miktarda olabiliyor. Özellikle gerginliği azaltmak için bunların tüketilmesi faydalı olabilir. 

Bu dönemde 1-1,5 kilo artıştan bahsetmiştik. Aslında bunun yanında vücutta metabolizmada ciddi bir artışda meydana geliyor. Eğer kalori alımına çok dikkat eden bir insansanız bu dönemde kalori alımını arttırabilirsiniz. Çünkü vücut bunu çok kolay yakacakdır. Adet dönemi geçtikten sonra o kilo kaybını görebileceksiniz. Yani bu dönem için az da olsa kalori artışı yapılabilir.

Ve Ananas ! ananas içerdiği maddeler sayesinde ödemin çözülmesine yardımcı olabiliyor. Maydanoz, beyaz ve kırmızı lahananın, tarçının da ödem çözmede faydalı olduğu bilinmektedir. 

Adaçayı içmek, melisa çayı içmek tine bu dönemde faydalı olacaktır. 

Bu dönemde yaşanan diğer bir sıkıntı kabızlık. Bu dönemde Probiyotik kullanmak iyi olabilir. Zaten normal zamanda da tüketilmesini öneriyorum. Posalı gıdalar faydalı olacaktır. Kayısı, incir, bamya da bağırsak hareketlerini arttıran besinlerdir. Egzersiz de yine bu dönemde kabızlığa iyi gelecektir.


iPad'imden gönderildi

Paylaş :

© 2018 Ebru Eryener.
Powered by mysu.com