MENOPOZ

MENOPOZ

Yeni bir hafta yeni bir konu ile karşınızdayım. Kadınların zorlu dönemi MENOPOZ.

Öncelikle size menopozun ne olduğundan ve vücudumuzda yarattığı değişimlerden bahsetmek istiyorum. 

Önce Adet dönemi, regl kanaması, menstruasyon döneminden bahsedeceğim kısaca. Adet dönemi bir düzen içerisinde rahimin kanaması anlamına geliyor. Düzenli kabul edilen aralık 28 gün, ayda bir ya da 4 haftada bir kanamadır. 

Bu kanamaların sebebi rahim iç zarının sökülüp atılması. Bunun sebebi yumurtalıklardan salgılanan hormonlar. Hormonların salgılanma sebebi ise yumurtanın döllenebilmesi için dışarı atabilmek.

Doğmamış bir kız bebeğin yumurtalıklarında yaklaşık 2 milyona kadar küçük yumurta olduğu düşünülüyor. Bunlar ufacık kist dediğimiz sıvı dolu küreciklerin içerisinde bulunuyorlar. Ve bunların sayısı her geçen gün, yaşam devam ettikçe yavaş yavaş azalıyor. Yaklaşık 50 yaşına gelince yani menopoza yaklaştığı zaman içinde hemen hiç bir yumurta kalmıyor. Bu doğal bir süreç. Teknoloji geliştikçe herşey iyileştikçe tek değişmeyen konu menopoz yaşı. Bu yaşı uzatabilmek ne yazık ki pek mümkün değil. Bunu kurulmuş bir saate benzetebiliriz. Eninde sonunda o saat çalmaya başlıyor. Bazı insanlarda 45 yaşında çalıyor. Bazı insanlarda 55 yaşında çalıyor. Ama eninde sonunda çalıyor. Tabii ki ırklara göre, ailelere göre değişiklikler gösteriyor.

MENOPOZ DÖNEMİNDE VÜCUDUMUZDA NELER OLUYOR ?

Eninde sonunda yumurtalıkların içersinde ki yumurta sayısı azalıyor ve bitiyor. Normalde ilk adet 10 -11 li yaşlarda başlıyor. 16 yaşlara gelindiğinde belli bir düzene oturuyor. Ve 40 lı yaşların başına kadar çok düzenli bir şekilde devam ediyor. Ama nasıl 10 lu yaşlardan 16 lı yaşlara gelene kadar adet kanamasında düzensizlikler olabiliyorsa 40 lı yaşlardan sonrada aynı düzensizlikler meydana gelmeye başlıyor. Bazen erken bazen geç olabiliyor. Önce erken olmalar başlıyor 20-21 günlük hatta biraz daha erken sıklığa iniyor. Bazende arası uzuyor. Bazen 45 günde bir 2-3 ayda bir sonrada yaklaşık 50 li yaşlara kadar süreç bu şekilde ilerliyor. Bu yaştan sonrada tam menepoz meydana geliyor. Hiç adet görmeme dönemi. 

Bu dönemin özelliği bu dönemde yumurtlama olmuyor. Düzenli adet gözükebiliyor ama sadece yumurtlama döneminde salgılanan progesteron hormonu vücutta salgılanmamaya başlıyor. Kısaca bu dönem progesteron hormonunun eksildiği dönem. Bu dönemde adetleri düzenlemek için progesteron hormonu vermek gerekebiliyor. 45-50 yaş arasında yumurtlama olmadan adet gördüğü için hamile kalma olasılığı da çok düşük. Bu dönemler aynı zamanda rahim kanseri içinde riskli dönemler. Bu dönemler içinde düzenli kontroller şart. Ve bu gibi dönemlerde tedavi amaçlı progesteron hormonunu vermek zorunda kalabiliyoruz. 50 li yaşlardan sonra östrojen hormonuda salgılanmıyor çünkü vücutta hiç yumurta kalmıyor. Dolayısıyla bu dönemde bu sefer östrojen eksikliğine bağlı bazı şikayetler ortaya çıkıbiliyor. En çok bilinen şikayetler biri sıcak basmaları. Tabii bu durum toplumdan topluma farklılıklar gösterebiliyor. Sıcak basması basit bir sorun gibi görünsede bir kadının sosyal hayatını çok etkileyebiliyor. Ayrıca libido azalması, uykusuzluk, depresyon gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Bunların hepsi tedavi edilmesi gereken durumlar. 

Diğer ciddi yan etkilerde biri de vajinal kuruluk meydana gelmesi. Bu da cinsel istekte azalma meydana getiriyor. Ve çiftler arasında huzursuzluğa sebebiyet verebiliyor. Östrojen ve progesteron hormonu vermek zorunda kalabiliyoruz doktorlar olarak. Bu durumlar kadın doğumcuları direk ilgilendiren durumlar. Ama her zaman hormon vermek istemiyoruz çünkü hormon vermenin her zaman tetikleyebildiği 2 ciddi hastalık var. Özellikle östrojen hormonunun. Biri rahim diğeri meme kanseri. O yüzden bu vakaları dikkatli seçmek gerekiyor. 

Bu hormonların azalması vücutta bir çok dengeyi bozabiliyor. Karaciğer, kanın pıhtılaşması, şeker metabolizmasına kadar tüm dengeleri bozuyor. Dolayısıyla metabolizma yavaşlıyor, şeker hastalığı ihtimali artıyor, kanın pıhtılaşmasında sıkıntılar meydana gelebiliyor, kalp krizi riski artıyor. Bu durumda dikkatli olmak lazım. Bu hormonların ne eksikliği ne de çokluğu iyi bir şey değil. Vakaları iyi seçmek gerek. Uygulayamadığımız durumlarda ise tam hormon olmayan yarı sentetik bitkisel içerikli ilaçlar verebiliyoruz. Çünkü yan etkileri daha az.

BU DÖNEMDE ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE KEMİK KÜTLESİNDE AZALMA MEYDANA GELİYOR. 

Özellikle menopoza girildikten sonra 1-2 yıl içerisinde bu kayıp çok ciddi miktarlara ulaşıyor. Sonra gittikçe yavaşlıyor. Kadınların daha aktif olmaya başladıkları bu dönemlerde karşılaştıkları en ufak bir düşme veya darbe kemiklerin kırılabilme ihtimalini arttırıyor. O nedenle osteoporoz dediğimiz hastalığın bu dönemde önlenmesi çok önemli. Hatta diğerleri sıcak basması gibi hayati önem taşımayan durumlardan çok daha önemli. O yüzden tedavi edilmesi gerekir

Ne yapılabilir ?

Kemik kütlesini yerine koyucu ilaç tedavileri var. Ama tabii bunun dışında 

Düzgün EGZERSİZ ve düzgün BESLENME. 

Kalsiyum ve D vitamini almak. Bu dönemde özellikle kalsiyum emilimi azalıyor. Bir şekilde kalsiyum miktarını arttırmanız gerekiyor. Aynı zamanda onun emilimini arttıracak D vitaminide arttırmak gerekiyor. Bunun düzeyleri öncelikle kanda ölçülmesi ve ona bağlı olarak düzenli ilaç kullanılması önemli. Kalsiyum bakımından zengin gıdaları tüketmek gerekir. Aynı zamanda D vitamini için güneş ışığı çok önemli. Bu dönem içerisinde düzenli beslenme kalp sağlığı, şeker hastalıkları konusunda önemlidir. Her türlü besin maddesinden tüketmek çok önemli. Yağınızı, proteininizi, karbonhidrat, vitamin, minerallerinizi almalısınız. Yeterli olmayan durumlarda takviye alınabilir.

EGZERSİZİN FAYDASI

Bildiğiniz gibi kaslar kemiklerin üzerine yapışıyor. Kemik kütlesinde ki kalsiyumu tutabilmek için kemiği biraz uyarmak gerekir. Bunun içinde İzometrik egzersizler önerilmektedir. Hoplayıp zıplamadan belki eklemleri hafif oynatarak ama zorlamadan sadece kemiği uyarmak için yapılacak egzersizler. Bunu yaparken bilinçli yapmak gerekir. Çünkü tam tersi bunu yaparken azalmış bir kemik kütlesi varsa kırığa davet çıkarmamak lazım. Ayrıca denge eskiye göre daha azalabiliyor. Görmeyle ilgili sorunlar olabiliyor bu da dengeyi etkiliyor. Görme problemleri olabileceğinden koşma ve zıplama gibi durumlarda dengenin bozulmasına neden olup düşme ve kırıklar oluşabiliyor. Özellikle el bileği, ön kol kırıkları çok fazla görülüyor. Biraz daha ileride omurga kırıkları çok fazla oluşabiliyor. 

Özet olarak hep diyorum ya EGZERSİZ KİŞİYE ÖZELDİR. Siz 50 yaşındaki bir bireye 30 yaşında ki bir birey gibi antrenman yaptıramazsınız ve beslenme uygulayamazsınız. Bu konuda ki hassasiyetim sanırım anlaşılıyor. Yine 50 yaşında menopoz girmiş bir bayanla 30 yaşında ki bir bayanı aynı saatler içerisinde çalıştırmak bile doğru olmayabilir. Çünkü menopoza girmiş birine sıcak basarken ve sizden pencere, klima açmanızı isterken 30 yaşında ki bayan üşüyebilecektir. Bunlar çok önemli ayrıntılar. Bu ayrıntılara dikkat etmeniz dileğiyle. 

Bu güzel bilgiler için Doktorum Selçuk Somer' e teşekkür ediyorum.

sağlıkla.....




Paylaş :

© 2018 Ebru Eryener.
Powered by mysu.com